Gılgamış’tan miras bir hayal: Yaşlanmamak - Deniz Poyraz | Telomeraz Devrimi | T24

12 Kasım 2022 Cumartesi

Dağlar yaşlanıyor, ağaçlar yaşlanıyor. Dünya, galaksiler, hatta evrenin kendisi yaşlanıyor. Birkaç milyon yıl sonra bir sıradağ toza dönüşür. Ve yaklaşık on bir milyar yıl sonra Güneş’in kendisi de soğuyacaktır. Yaşamlarımız düzene, yapıya ve organizasyona bağlı. Organizmalar yaşlanır, çünkü fiziksel evrenin doğası bunu gerektirir. Bir otomobili garajda birkaç yıl kendi haline bıraktığımızda artık çalışmayacak hale geliyor.

Peki ya insan yaşlanması? Son yıllarda bilim insanları, insan yaşlanmasını anlamada olağanüstü ilerleme kaydettiler. Şimdi ise yaşlanma sürecini yavaşlatmanın ve hatta tersine çevirmenin yanı sıra çok çeşitli yaşa bağlı hastalıkları tedavi edebilmek gibi gerçek tıbbi atılımların peşindeler. Say Yayınları etiketiyle yayımlanan Telomeraz Devrimi tam da bu meseleye odaklanıyor. Kitabın yazarı Michael Fossel, telomerazın yaşa bağlı hastalıklar için klinik kullanımı konusunda dünyanın en önce gelen uzmanı. Doktora ve tıp eğitimi derecelerini bugün nörobiyoloji ve araştırma yöntemlerini öğrettiği Stanford Üniversitesi’nden almış.

Neredeyse otuz yıl boyunca klinik tıp profesörü olarak dersler veren Fossel, Amerikan Yaşlanma Derneği’nin yönetici direktörü, Rejuvenation Research dergisinin kurucu editörü ve dünya çapında takip edilen tıp dergisi OBM Geriatri’nin şu anki baş editörü.

“Şüpheci olmakta haklısınız,” diyor Fossel, “şarlatanlar ve hayalperestler –kozmetik şirketlerinden bahsetmiyorum bile– yüzyıllardır yaşlanmayı önlemek için tedavi sözü verip duruyorlar.” Fossel’e ek olarak, bu mesele bir yanıyla da istismar konusu. Elbette yaşlanmaya meydan okumak başlı başına muazzam bir iş, ancak aklı başında insanlar olarak bu meseleye bilimsel yaklaşmaktan başka bir seçeneğimiz yok ve biz henüz yolun başındayız. Bu kitapta, şimdiye kadar elde ettiklerimizle birlikte başarmanın eşiğinde olduğumuz bazı atılımları detaylıca anlatılıyor.

Yaşlanmanın doğasını anlamak elbette çok önemli. Ancak amaç sadece anlamayı başarmak değil. Amaç ömrü uzatmak, hastalıkları iyileştirmek ve acıları azaltmak için teknikler geliştirmek. Kitapta ayrıntılı incelendiği üzere artık insan yaşlanmasının temeli hakkında oldukça net bir anlayışa sahibiz. Bu anlayışa dayanarak, yaşlanma sürecini değiştirmede tutarlı sonuçlar gösteren bazı erken tedavilerimiz bile var.

Yaşlanmanın belki de açıkça en iyi bilinen açıklaması, ilk olarak 1972’de Denham Harmon tarafından yayımlanan mitokondriyel serbest radikal teorisidir. Lise biyolojisinden hatırlayacağınız gibi, mitokondri hücrenin enerji santralidir. Güçlü nükleer reaktörler gibi mitokondri de büyük miktarda enerji ve elbette önemli miktarda atık üretir. Hangi mitokondrilerin, hücrelerin ve organizmaların yaşlanacağını ve hangilerinin yaşlanmayacağını tahmin edebilene kadar yaşlanma sürecini açıkladığımızı söyleyemeyiz.

Yaşlanma bir beslenme hastalığı da değil. Ne kadar çok ya da ne kadar iyi yediğimiz önemli değil; hiçbir diyet uygulaması da yaşlanma sürecini durduramaz veya tersine çeviremez. Kötü bir diyetin hastalığa yol açabileceği ve iyi bir diyetin hastalığın önüne geçebileceğine yönelik kesin kanıtlar var fakat optimal bir diyetin yaşlanmayı önleyebileceğine veya tersine çevirebileceğine dair bilimsel hiçbir kanıt yok. “Yaşlanmaya dair pek çok teori bulunsa da ve her ne kadar bu teoriler bir miktar gerçeklik içerse de tam bir açıklama sunmazlar” diyor Fossel.

Gılgamış’tan bu yana insan ölümsüzlüğün peşinde. Neticede hayatlarımız (insani, sosyal, ailevi ve kişisel) gerçekten de yıllarla değil, deneyimlerimizin kalitesi ve kişisel etkileşimlerimizin derinliğiyle ölçülür. Yaşadığımız hayat kendimiz ve onu bizimle paylaşanlar için bir zevk ise neden sağlıklı bir yaşamın sevincini ve hazzını uzatmayalım? Hayat yaşadığımız yılların sayısından çok daha değerli ve çok daha derin bir anlama sahip. Telomeraz Devrimi yaşam üzerine geniş bir düşünme alanı açması bakımından da dikkate değer bir çalışma.

Yorumunu bırak