Mitler: Dünya halklarının yaratılış hikâyeleri - Deniz Poyraz | EdebiyatHaber

6 Ocak 2023 Cuma

Say Yayınları’nın “A’dan Z’ye” serisi bilim, sanat ve kültür alanlarındaki temel disiplinleri, olabilecek en açıklayıcı ve kapsamlı biçimde okurla buluşturmaya gayret ediyor. Serinin önemli bileşenlerinden A’dan Z’ye Dünya Mitolojisi ise Yunan tanrılarının kökenlerinden, Truva Savaşı ve İlyada’ya, İskandinav mitolojisinden İndus vadisi kültürüne, Çin mitolojisinin kaynaklarından Orta Asya Şamanizm kültüne dair oldukça keyifli bir içerik sunuyor. Her yaştan okurun kitaplığında bulunması gereken eser, “Dünya Halklarının Tüm Yaratılış, Tanrı ve Kahraman Mitleri” alt başlığıyla, David A. Leeming imzasıyla yayımlanmış.

Akademisyen ve yazar David A. Leeming, topraklarımıza aşina bir araştırmacı. Sekiz yıl boyunca İstanbul Robert Kolej’de öğretmenlik yapmış. Lisans diplomasını İngilizce dalında Princeton Üniversitesi’nden almış ve New York Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat dalında doktora yapmış. Bugün onursal profesör de olduğu Storrs’daki Connecticut Üniversitesi’nde yirmi altı yıl İngilizce ve Karşılaştırmalı Edebiyat dersleri vermiş. Leeming, dünya mitolojilerini ve geleneklerini incelemek amacıyla yeryüzünün hemen her noktasına seyahat etmiş bir yazar. Birikiminin yanı sıra, ele aldığı netameli konuları dahi -gerçek bir eğitimci olarak- en sade ve kolay anlaşılır şekilde ifade etmesi, eserlerini daha da cazip hâle getiriyor.

Sigmund Freud, Carl Jung ve özellikle 1949’da yayımlanan Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı eseri ile Joseph Campbell gibi düşünürlerin ortaya çıkmasından sonra mitlerin bir anlamda gerçek ve hepimizin yaşamı ile alakalı olduklarını düşünmek, bir tür “moda” haline geldi. Bu yeni düşünme tarzına göre, tıpkı bizim kişisel benliklerimizi rüyalarımızın garip anlatımlarıyla ifade etmemiz gibi, mitler de ilkel toplumların kendilerini ifade ettikleri psikolojik benzetmeler olarak düşünülmeye başlandı. 

“Rüyalarımızın ardındaki anlamları aramak önemli idiyse mit dediğimiz kültürel rüyaların ardındaki hakikati aramak neden önemli olmasın ki?” diyor Leeming. Ayrıca, tek-tanrılı dinlerin mensupları Hint Vedalar’ındaki veya Japon Nihongi’sindeki öyküleri mit olarak görebilir de Hindular, Budistler ve Zerdüştler İbranilerin Kızıldeniz’in ikiye ayrılmasını veya Hıristiyanların İsa’nın Dirilişi’ne ilişkin inanışlarını mit olarak göremezler mi? Sonuçta, denizlerin ikiye ayrılması veya ölülerin dirilmesi de tanrıçaların bir tanrının gözünden doğması veya ilk insanların yeryüzündeki bir delikten çıkması kadar olanaksız.
O hâlde, eğer dünyanın her tarafında insanlar dinleri rüyalarına ve benzeri esrik öykülere dayandırarak yaratmışlarsa bu ölçülerin gerçek bir değeri var mıdır? Yoksa bütün insanların aldatılmış olduğu sonucuna mı varmamız gerekir? Leeming’e göre cevap: “C, hiçbiri…” Mitlerin incelenmesi, artık kullanılmayan dillerin ya da dinlerin incelenmesine indirgenemez. Böyle bir indirgeme yapmak yerine, kültürel ve dini inançlarımız ve geleneklerimiz ne olursa olsun, mitlerin bir şekilde bizimle ve bugünkü yaşam tarzımızla alakalı olduğunu kabul etmek zorundayız.

Özetle; Leeming bu kitapta, en gelişmiş formlarından bazılarını ele alarak dünya mitolojisinin kapsamlı bir tablosunu vermeye çalışıyor. Kitap yoğunlukla Orta Doğu, Afrika, Avrupa, Asya, Amerika, Avustralya ve Polinezya kültürlerinden mitolojileri kapsamakta. Sondan bir önceki bölümde ise önemli yönleriyle çağdaş mitoloji ele alınmakta. Eser, çeşitli kültürlerin kullandığı mitolojik motiflere dair bir çizelge ve mitolojiye ilgi duyan herkes için yararlı olabilecek bir terimler sözlüğü ile sona eriyor. Şimdiden keyifli okumalar.

Yorumunu bırak