RSS

Say Bülten

Nietzsche - Çizgi Bilim
Çağının en büyük isimlerinden biri olan Nietzsche’nin hayatı, felsefesi ve eserleri üzerine eğlenceli bir kitap.
Müzik Teorisi Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey - Yaşar Öztürk
Müzik hayattır. Sesin büyüleyici bir güzelliğe dönüşü olan müzik konusunda kitap az ve müzik teorisine ilişkin ise neredeyse yok gibi. Brian Boone, Marc Schonbrun’un hazırladığı ve çevirmenlik yapan bir müzisyene, Funda Sezer’e çifte sevinç yaşatan Müzik Teorisi kısa öz bilgilerle müzikseverlere mutfağın kapısını, müzikçilere ise şefin sırlarını açıyor.
Küçük Ağaç’ın Eğitimi: Yaşayarak öğrenmek | Serkan Parlak
Küçük Ağaç’ın Eğitimi öncelikle, yazarın büyük bir duyarlılıkla bütünleştiği Kızılderili bir çocuğun ruhunu yansıtıyor. Olayları aktaran 1. tekil kişi, kahraman anlatıcı, metindeki adıyla Küçük Ağaç, başından geçenleri algıladığı ve hatırladığı kadarıyla okuyucuya aktarıyor. Yaşamayı öğrenmeye çalışan bir çocuğun gözleri ve duyguları bize okumamız boyunca yol gösteriyor, doğanın içindeki yaşamı hem mizah hem de hüzünle sunuyor. Hayatı, ölüm dahil, bütün katmanlarıyla sevdiren derinlikli bir metin var elimizde.
Göreliliği gizemden arındırmak - BirGün
Almanca baskısı 2016’da yayımlanmış olan bu kitabın, yeni gelişmeler ışığında okuyucuyu Einstein’ın görelilik kuramının dünyasıyla tanıştıracağına emin olabiliriz. Uzay ve zaman bahsinden göreliliğin sanat ve edebiyata yansımalarına kadar keyifli bir yolculuğa davet eden bu kitabın göreliliği bütün gizeminden arındıracağı da kesin.
Kampanya!

9 kitaplık Çizgibilim Seti internet sitemize özel %50 indirimli!

3 kitaplık Mitoloji Dizisi internet sitemize özel %40 indirimli!

Bir hakikat ifadesi olarak Spinoza - Gazete Karınca

Çetin Balanuye’nin “Spinoza: Bir Hakikat İfadesi” adlı çalışması yeni baskısı ile raflarda. Filozofun “Etika”, “Teolojik-Politik İnceleme” ve “Politik İnceleme”sinin merceğe alındığı kitap, okuru Spinoza ile ‘tanıştırmayı’ amaçlıyor.

 

“Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor?”[1] kitabının yazarı Çetin Balanuye’nin ilk baskısı 2012 yılında yapılan “Spinoza: Bir Hakikat İfadesi”, yeni baskısı ile raflarda.

Say Yayınları’ndan çıkan kitap, okuru Spinoza ile ‘tanıştırmayı’ amaçlıyor.

Ancak yazar bu kitabının hem Spinoza’yla ilk kez tanışacak okurlar için hem de felsefede belli bir yetkinliğe sahip ‘deneyimli okurlar’ için olduğunu söylüyor.

Kitapta filozofun “Etika”, “Teolojik-Politik İnceleme” ve “Politik İnceleme”sini merceğe alıyor Balanuye.

Spinoza’nın bugün bir “çare” olduğunu savunan yazar, onun “felsefeyi eskiye, düne, zamanı geçmişe kelepçelemeyi engellediğini, düşünceleri, değişmenin tek yasa oluşunu göz ardı etmeksizin, değişip duranla tango yapabilmemiz için tüm yolları sezdirdiğini” belirtiyor.

Filozofun ‘alçakgönüllülüğüne’ de dikkat çeken Balanuye, böylece Spinoza’nın “insanla neyin olanaklı olabileceğini, insanın gücünün neye yetebileceğini, her varlığın ancak gücü oranında değerlendirilmesi gerektiğini, bundan öte ve başka hiçbir hamasete gereksinim olmadığını gösterdiğini” vurguluyor.

 

Tanrıça Mitleri: Meşaleyle geceyi aydınlatan Artemis - Gazete Karınca

David Leeming ve Jake Page’in kaleme aldığı “Tanrıça Mitleri”nde tarihöncesinden günümüze dek anılan Tanrıçaların hikayeleri var.  Şükrü Alpagut çevirisi ile Say Yayınları’ndan çıkan kitapta yer alan Tanrıça hikayelerinden birini, Artemis’in hikayesini paylaşıyoruz.

Artemis

Babası olduğu pek çok çocuk (ve unuttuğu pek çok çocuk) arasında Zeus’un en sevdiği ikisi, Leto’dan doğan ikiz çocukları Apollon ve Artemis’ti.

Zeus, Artemis’e öylesine düşkündü ki, henüz üç yaşındayken onu kucağına oturtup şefkatle sever ve istemeyi akıl etmiş olabileceğinden bile daha çok armağan vereceğini vaat ederdi. Bunlardan biri ebedi iffetti; diğer vaatleri arasında ise otuz şehir ve Kiklop demirhanesinde yapılmış gümüş bir yay vardı. Ek olarak, Artemis’in hizmetçi ve eşlikçi olarak kendine bir sürü Nympha (peri) seçmesine izin verildi.

Leto onu normal doğum sancıları çekmeden doğurduğu için, Artemis doğumun koruyucusu olarak görülüyordu ve dağlarda özgürce koşmayı, av peşinde koşmayı, meşaleyle geceyi aydınlatmayı yeğlediği oldukça açıktı. Artemis gümüş yayına nihayet kavuşunca ve bir sürü av köpeğine sahip olunca işte tam olarak öyle yaptı; “Ay Tanrıçası”, “Yabani Şeylerin Hanımı”, “Bakire” ve pek çok başka adla anılır oldu.

Bir keresinde bir derede yıkanırken, tanınmış genç avcı Akteon bir kayaya yaslanmış ona bakıyordu. Çıplak halde bir tanrıçayı gizlice gözetlememesi gerektiğini biliyordu ama Artemis’in güzelliği karşısında donup kalmıştı. Artemis gözlerini kaldırıp Akteon’u orada görünce, onun, tanrıçanın vücudunu gördüğünü daha sonra ahbaplarına böbürlenerek anlatacağını düşündü ve onu bir geyiğe dönüştürdü. Geyik kaçıp ormana girdi ama Artemis tazılarını salıverdi. Tazılar kısa sürede bahtsız geyiği yakaladılar ve aç kurtlar gibi saldırıp paramparça ettiler. Daha sonra Artemis yeniden derede yıkandı.

Başka bir defasında da Artemis, eşlikçi Nympha’larından olan Kallisto’nun, Zeus’un ayartmasına kapılmış olduğunu ve onun çocuğunu taşıdığını öğrendi. Kesin olarak koyduğu iffet kuralını Nympha’larından birinin çiğnemiş olmasına çok öfkelenen Artemis (ama bazılarının dediğine göre, dişiler arasında iffet geçerli olmadığından, hiddetinin nedeni bir âşığın sadakatsizlik etmesiydi), onu derhal bir ayıya dönüştürdü ve yine ele avuca sığmaz tazılarını saldı. Seyrek dillendirilen bir söylentiye göre, Zeus ayıyı yanına alarak kovalayan tazılardan kurtardı, sonra da onu gökyüzüne fırlattı; Büyükayı ya da Ursa Major olarak bugün bile orada durmakta, yavaşça ve sadakatle Kutupyıldızı’nın çevresinde dönerek her gece, özellikle de ay karanlıkken herkese görünmektedir.

İngiliz Edebiyatına Kısa Bir Giriş - KitapEki.com
Brian Boone’un İngiliz Edebiyatı 101 adlı kitabı Beowulf’tan çağdaş İngiliz yazarlara dek İngiliz edebiyatının şaşırtıcı ve inişli çıkışlı serüvenini gözler önüne seriyor. Kitabın giriş kısmında da söylendiği gibi “engin, kapsamlı, ancak bir o kadar da sadeleştirilmiş ve anlaşılması kolay bir İngiltere edebiyatı incelemesi.” İngilizce yazan yazarların bir derdi olmuştur hep: “İnsan olmak ne demek? Akılcı düşünce, duygular ve tinsellikle nasıl bir arada rahatça yaşıyor? İngiliz olmak ne demek?” hatta İngilizce yazmak ne demek. Özellikle klasikler olmak üzere İngiliz edebiyatı Türkçe okurun hep mesafeli kaldığı bir edebiân olmuştur. Ülkeye de görece geç girmiştir zaten. Hemen hatırlayacak olursak, son dönem Osmanlı aydınları hep Fransa’yı örnek alıyor, Fransızca öğrenip eğitim alıyorlardı. Dolayısıyla çeviriler de Fransızcadan yapıldı hep. İngiliz edebiyatının klasikleri bile bir dönem Fransızcalarından çevriliyordu (ta ki İngilizcenin dünyada daha baskın gelmeye başladığı 70’li yıllara kadar. Türkiye açısından bu eşi görülmemiş durum okurun zihnini hâlâ şekillendiriyor. İngiliz edebiyatı Türkçe okur için Fransız edebiyatıyla Rus edebiyatı arasında bir yerde olabilir ancak. Ama nerede, hangisine yakın – esas mesele bu değildir. İngiliz edebiyatı klasiklerini Türkçeye kazandıran Mina Urgan gibi isimler İngiliz edebiyatının tanınmasına büyük katkı sağlamıştır. Bunun yanısıra 90’lar itibarıyla İngiliz yazarlardan yapılan çeviriler de artmıştır. Burada, kitapta da yapılan bir ayrımı hatırlamak gerekir: Amerikan edebiyatı İngiliz edebiyatı demekdeğildir, İngilizcekonuşulan dünyada üretilen her edebieser İngiliz edebiyatına dahil edilemez. İngiliz edebiyatının kendine has tavrı onu hep Amerikan edebiyatından üst bir noktada göstermiştir. ABD’li (ve hattaKanadalı) “bazı” yazarlar İngiliz yazarlara göre gösterişsiz, hatta bazen yüzeysel kalabilir. İngiliz İngilizcesi edebi gelir ama Amerikan İngilizcesinde bunu bulmakta zorlanırsınız. Bu ilk izlenim değerinde olan bilgi, yanlış görünmez. Kitabın bir diğer önemi, yazaları dönemleriyle ilişkileri içerisinde ele alması ve eserlerinden çeşitli alıntılara yer verilmesi. Böylece hem yazarın dünyasına hem de eserine dahil olabiliyorsunuz. Böylelikle Shakespeare, Defoe, Jane Austen Dickens, V. Woolf gibi büyük yazaların eserlerinin genel çehresini de görebiliyorsunuz. Kitabın kapsayıcılığı da dikkat çekenler arasında: daha önce görmediğiniz yazalarla karşılaşacağınıza emin olaiblirsiniz. Birkaçını sıralayalım: Ben Johnsen, Horace Walpole, Robert Burns ve dahası. Kitapta modern ve çağdaş edebiyatçılara da yer verilmesi, konuya dair başka kitaplarda rastlanacak ender bir durum. Joseph Conrad, J.R.R. Tolkien ve George Orwell gibi ustaların yanısıra kısa da olsa Zadie Smith, Kazuo Ishiguro, Neil Gaiman, Harold Pinter ve J.K. Rowling gibi çağdaş yazarlara da yerveriliyor. Nihayetinde bu kısa ama derin kitap İngiliz edebiyatı tarihinde insana dair ne çok soru sorulduğunu, bu soruya ne kadar farklı perspektiften yaklaşıldığını gösteriyor. Sadece İngiliz edebiyatıyla tanışmak isteyenlerin değil, aynı zamanda onu tanıyan ama yeni bir şeyler öğrenmek isteyenlerin hoşuna gideceğine inandımız bir kitap olduğunu umuyoruz.
Hegel’den Önce Hegel’den Sonra: Hegel, fildişi bir kulede asla yaşamadı - Sendika.org
Yaşayan en önemli Hegel uzmanlarından Tom Rockmore’un kaleme aldığı Hegel’den Önce Hegel’den Sonra, Say Yayıncılık tarafından yayımlandı. Kağan Kahveci’nin Türkçeleştirdiği kitabın editörlüğünü Güçlü Ateşoğlu üstleniyor. Öncesiyle ve sonrasıyla Hegel felsefesine tarihsel bir giriş olması bakımından tüm dillerde bir ilk olma özelliğini taşıyan kitap, “Hegel’in anlaşılamayan karanlık bir filozof olduğu” konusundaki yaygın kanıyı kırmayı amaçlıyor.
Say Kitap yeni web sitesi ile yayında
Yayınlarımıza daha hızlı ve kolay ulaşabilmeniz için web sitemizi yeniledik. Artık yeni saykitap.com web sitesinde çok daha iyi bir alışveriş deneyimi yaşayacaksınız. Aynı zamanda kitaplarımıza çok daha uygun fiyatlarla sahip olabileceksiniz.