Her sanat dalı disiplin, odaklanma ve sabır gerektirir. Sanatta ustalaşma, bir çocuğun yeni yürümeye başladığı evredeki gibi düşe kalka ama denemekten vazgeçmemekle elde edilir. Sevmek de içinde sevme ve sevilme eylemini birlikte muhafaza eden bir sanattır. Hatta diğer sanat dallarından daha fazla içgörüye ve anlayışa sahip olmaya ihtiyaç duyar. Bir ustası, bir kılavuzu yoktur; kişinin salt kendisi için ve tek başına edinebileceği bireysel bir deneyimdir. Sevme Sanatı, bu sanatın nasıl ve hangi araçlarla icra edileceğinin anlatıldığı bir reçete ya da sevginin ne olduğu konusunda binlercesi bulunan bir kişisel gelişim kitabı değildir. Bunun çok ötesinde, artık bir klasik sayılan, hemen hemen tüm dünya dillerine çevrilen, yayımlandığı ülkelerde milyonlarca satan bu kitap, insanlığın geleceği için hümanist bir yaklaşım, sevme hakkında kusursuz bir felsefi manifestodur. Sevme Sanatı, “sevmek” eyleminin ana hatlarını belirleyen ve bunu felsefe ve psikoloji temelinde ele alan, incitmeyen, eleştirmeyen, dili ve içeriği asla eskimeyen bir kitap. “Psikoloji alanındaki en önemli çalışmalardan biri.” —The New York Times
Çoğumuz sevginin kendiliğinden gelen, öğrenilmesi gerekmeyen bir duygu olduğunu düşünürüz. Birini severiz ya da sevmeyiz; bu, irademiz dışında gerçekleşen bir şeydir. Alman asıllı psikanalist ve sosyal filozof Erich Fromm, 1956 yılında yayımladığı Sevme Sanatı (The Art of Loving) adlı eserinde tam da bu yaygın inancı sorgular. Fromm'a göre sevgi, resim yapmak ya da müzik icra etmek gibi öğrenilmesi, üzerinde çalışılması ve disiplinle geliştirilmesi gereken bir sanattır. Yayımlandığı tarihten bu yana onlarca dile çevrilen ve milyonlarca okura ulaşan kitap, hâlâ psikoloji ve felsefe alanının en çok başvurulan eserlerinden biri olma özelliğini koruyor.
Sevme Sanatı Kitabı Ne Anlatır?
Kitabın çıkış noktası basit ama kökten bir iddiadır: İnsanların büyük çoğunluğu sevme konusunda başarısızdır, çünkü sevmeyi bir yetenek değil, doğuştan gelen bir duygu olarak görürler. Fromm, bu yanılgının ardında üç temel yanlış tutum olduğunu öne sürer:
İnsanlar genellikle "nasıl sevileceklerini", yani sevilebilir, beğenilir, çekici olmayı öğrenmeye çalışırlar — sevmeyi öğrenmek yerine.
Sevmenin kolay, asıl zor olanın "doğru" kişiyi ya da nesneyi bulmak olduğunu düşünürler.
İlk âşık olma anındaki yoğun duyguyu, kalıcı bir sevgi durumuyla karıştırırlar; oysa bu coşku zamanla sıradanlaşabilir.
Fromm'a göre bu yanılgıların kökeninde, modern, tüketim odaklı toplumların sevgiyi de bir alışveriş ilişkisine, bir "pazar mantığına" indirgemesi yatar. İnsanlar birbirini, piyasa değerine göre "en iyi anlaşmayı" yapma çabasıyla değerlendirir hâle gelmiştir.
Yazar Hakkında: Erich Fromm
Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm, 23 Mart 1900 tarihinde Almanya'nın Frankfurt kentinde doğmuş Yahudi kökenli Alman bir psikanalist, sosyolog ve filozoftur. Frankfurt Okulu'nun ilk dönem kadrosunda yer alan Fromm, Sigmund Freud'un psikanaliz teorisini Karl Marx'ın sosyolojik fikirleriyle birleştirerek "Freudo-Marksizm" akımının ve "Yeni-Freudculuk" okulunun öncülerinden biri olmuştur.
Gençlik yıllarında Heidelberg Üniversitesi'nde sosyoloji okumuş ve 1922 yılında doktorasını tamamlamıştır. 1930'lu yıllarda Nazi rejiminin baskısı nedeniyle Almanya'dan kaçarak önce Cenevre'ye, ardından Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşmiştir. Columbia, Yale ve New York üniversitelerinde dersler veren Fromm, ömrünün son yıllarını Meksika ve İsviçre'de geçirmiş ve 18 Mart 1980'de hayata gözlerini yummuştur.
En Önemli Erich Fromm Eserleri ve Kitapları
Erich Fromm, hem akademik çevrelerde hem de popüler kültürde geniş yankı uyandıran pek çok zamansız kitaba imza atmıştır. İşte en popüler Erich Fromm eserleri:
- Sevme Sanatı (The Art of Loving - 1956): Fromm'un dünya çapında milyonlar satan en ünlü kitabıdır. Yazara göre sevgi, kendiliğinden gelişen bir duygu değil; bilgi, çaba ve pratik gerektiren bir sanattır.
- Özgürlükten Kaçış (Escape from Freedom - 1941): Modern insanın özgürlük karşısındaki kaygısını ve bu kaygı nedeniyle totaliter sistemlere (örneğin Nazizm) nasıl boyun eğdiğini inceleyen sosyo-psikolojik bir başyapıttır.
- Sahip Olmak ya da Olmak (To Have or to Be? - 1976): Endüstri toplumunun tüketim çılgınlığını eleştirir. İnsanın mutluluğu mülk edinmede (sahip olmak) değil, potansiyelini gerçekleştirmede (olmak) araması gerektiğini anlatır.
- İtaatsizlik Üzerine Denemeler: Bireyin toplumsal normlara ve otoriteye körü körüne itaat etmesini eleştirerek, yapıcı itaatsizliğin insanlığın ilerlemesindeki rolünü vurgular.